Trendeki Kız Sıkıcı mı Değil mi?

Trendeki Kız Kapak

Trendeki Kız, Paula Hawkins’in çoksatan ve film de yapılmış bir kitabı. 2015 yılında İthaki Yayınları tarafından yayınlandı. Filminde ise Emily Blunt (Rachel), Haley Bennett ve Rebecca Ferguson başrolleri paylaşıyor.

Kitaptaki gibi bir günlük misali ilerliyor öykü.

Trendeki Kız’ın konusu

Kitap aslında Rachel isimli bir kadının bakışından bir başka kadının ortadan kaybolmasının ardındaki gizemi anlatıyor. Rachel alkolik, boşanmış, işsiz bir kadın ve eski kocasının yeni hayatını bir türlü kabullenemiyor. Zira kendisi çocuk sahibi olamıyor ve eski eşi evlenip bir çocuk yapmış. Bu da üzerinde büyük bir yetersizlik hissi bırakmış.

Rachel, ev sahibi/arkadaşından işsizliğini saklamak için, her gün aynı saatte aynı trene biniyor ve bu sırada evleri izliyor. İzlediği bir çiftteki kadın, Megan Hipwell, gizemli bir şekilde ortadan yok oluyor ve Rachel da o gün orada içkili bir şekilde görülünce tüm gözler ona çevriliyor. Polisin gözleri de elbette.

Ödül

  • Gizem ve Gerilim dalında Goodreads Okurun Seçimi Ödülü (2015)

Düşüncelerim

Trendeki Kız‘a yıllar yıllar önce, kitap daha ilk yayımlandığında başlamıştım. Ancak ana karakterin saplantılı doğası, alkolik olması gibi unsurlar beni epey sıkmış, kitabın konusunu ve kitap hakkında bir iki yorum da okumadığım için neler olacağını öngörememiştim. Sonuç olarak da elli sayfa sonra artık dayanamayıp kitabı belirsiz bir süre için kapatmıştım.

Geçen gün, hiç de aklımda olmadan bu kitabı tekrar elime aldım; kitapların zamanı olduğu benim hep inandığım bir kavram.

Kitaplar konusunda hafızam genellikle iyidir. Trendeki Kız‘ı tekrar elime aldığımda bu yüzden yabancılık hissetmedim. Sanki dün bırakmış gibiydim. Üstelik kitabın bence en sıkıcı kısmını da okumuştum. Çünkü Trendeki Kız‘ı elime aldığımda öykü hız kazandı ve Rachel’ın ve elbette Megan’ın başına olaylar gelmeye başladı.

Üç farklı kadının bakış açısından anlatılan bu kitapta toplamda 5 önemli karakter var diyebiliriz. Rachel, Megan ve Anna. Scott ve Tom.

Genel olarak Trendeki Kız biraz boğucu bir kitap. Ana karakterin bağlılıkları, saplantıları beni epey rahatsız etti. Üstelik kitabın sonunu ve olayların açıklanışı tam olarak içime sinmedi. Neden mantıklıydı ama Rachel ve Megan dışındaki karakterler epey yüzeysel geldi. Ayrıntılar da öyle. Özellikle de Megan’ın ortadan kaybolma sürecindeki ve devamında gelen, kitabın sonunda açıklanan ayrıntılarda içime ve aklıma sinmeyen yönler var.

Ne var ki bu üç kadının hayatlarının bir şekilde, içlerinden birinin hayatındaki seçimlerden dolayı böylesine düğümcük olmasında beni çeken bir şey var. Yaratıcı olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Ancak kitapta abartılan bir yön de var. O kadar şaşırtan, şoke eden veya sizi alıp başka diyarlara götürecek bir eser değil.

Sonuç olarak gizem türündeki kitapları seviyorsanız siz de bu kitabı sevebilirsiniz. Ancak çok yüksek bir eser beklememenizi tavsiye ederim.

Film hakkında şöyle de bir notum var. Tamamen kitaptaki çeşitlilik filmde elenmiş. Ne Rachel kendisi gibi gözüküyor ne de başka karakterler. Rachel özellikle biraz toplu olmalıydı. Bence filmin öyle pek de temsil edici bir yönü yok. Üstelik bazı olaylar da kitaptaki sırayla gitmiyor; akıcılık için yapılmış bir hamle.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir