Satranç – Stefan Zweig | Kitap Yorumu

Satranç - Stefan Zweig
Satranç – Stefan Zweig

Satranç yeni aldığım kitaplardan ama uzun zamandır listemde duruyordu. Kitap hakkında bir şey bilmediğimi itiraf etmem gerek, ünlü bir kitap olduğu için almıştım.

Can Yayınları hakkında en sevdiğim şey, kitaba başlarken size yazarı, çevirmeni, kitabı tanıtıyor oluşu. Eğer giriş kısımlarını sabredip okursanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Satranç’ın Konusu

Satranç, Stefan Zweig’in en ünlü kısa romanlarından biridir. Kitap, II. Dünya Savaşı döneminde, bir yolcu gemisinde yaşanan olayları anlatmaktadır.

Hikaye, İstanbul’da yaşayan, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’in yolculuk sırasında gemide bir satranç maçı yapması ile başlar. Ancak Mirko, sıradan biri gibi görünen ama aslında bir psikiyatrist olan Dr. B. tarafından yenilir.

Dr. B. daha önce, nazi rejimi altında işkence gören bir siyasi mahkumuyken, diğer mahkumlarla birlikte bir satranç kitabı okuyarak satranç oynamayı öğrenir. Kitabı ezberleyen Dr. B., tek başına satranç oynayarak akıl sağlığını korur ve hayatta kalır. Satranç, onun için bir kaçış ve kurtuluş yolu olmuştur.

Dr. B., Mirko’nun yenilgisinden sonra, gemideki yolculardan kendisiyle oyun oynamaya istekli olan bir kişi bulur ve ona satranç dersleri vermeye başlar. Ancak Dr. B.’nin gerçek amacı, mahkum olduğu dönemdeki hatıralarını anlatmak ve vicdanını rahatlatmaktır.

Satranç, savaşın insanların hayatlarını nasıl etkilediğini ve insanların baskı altındayken bile içlerindeki umutla dayanıklılığı nasıl koruyabileceklerini anlatan bir hikayedir.

Kitap, Zweig’in imgelemi ve derin düşünceleriyle yazılmış bir eserdir ve okurlara satrancın sadece bir oyun değil, aynı zamanda insan doğasının anlatılabileceği bir araç olduğunu gösterir.

Merak ettiren bir kitap Satranç

Satranç
Satranç görseli

Bu kitapta satranç oyunun (asla oynayacak sabrı kendimde bulamadım), nasıl engelli olarak tanımlanacak bir genci dünyaca ünlü biri yaptığını ve bir insanın psikolojik işkence karşı gelmesinde önemli bir etken oluşunu okuyoruz. Her kelimeyle gerilim artıyor.

Atmış sayfalık bir kitapta hem insanın psikolojisini, hem geçmişini hem de çektiklerini okuyabiliyorsunuz. Yazarın anlatımına, kurgulamasına, kavrayışına hayran olmamak elde değil. Bu incecik kitabı alelade bir şekilde elime aldığımda, bunu tahmin edemezdim. Hayranlık uyandırıp tüylerimi diken diken edeceğini de.

Neden karakterimizin adı Dr. B mesela? Hayata devam edebilecek mi? Mirko’ya ne olacak? Başarısı yüzünden gerçekten kibirli mi yoksa ezberden sayıkladığı için insan gözü mü öyle görüyor? Rakibini zora sokması da aynı oyunun kendisi gibi bir strateji olduğunu düşünüyorum ama tavrı ve hırsı gerçek mi görülen mi?

Aklımda bir sürü davranış ve gelecek sorusu var. Bir ara kitabı tekrar okuyup bu sorulara yanıt arayacağım. Efsane diye ben buna derim. Not olarak, sizin de kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Akıcı anlatımı, yayınevinin ve çevirmenin ve editörünün özenli çalışmasıyla bize sunulmuş bir kitap. Herkesin kütüphanesinde olmalı bence.

Ayrıca şu listelere de bakabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA korumasındadır. Google Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.