Kitap Yorumu: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – Gary Small, Gigi Vorgan

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri sanırım bir kitap satış sitesindeki çok satanlar listesinde karşıma çıktı. Psikoloji her zaman ilgimi çekmiştir; Düşlerin Yorumu‘nu da almamın nedenlerinden biri de bu. Tabii Düşlerin Yorumu‘nun Türkçesinin bile bu kadar ağır olacağını hesaba katmamıştım, boş bir vakitte o da okunmayı bekliyor.

Sevgi Zülfü Livaneli‘nin de dediği gibi, “İnsan soyunun duygularını anlatan, psikolojik derinliklerine inebilen tek bir birikim vardır: O da edebiyat.”


Bir Psikiyatristin Gizli Defteri’nin Konusu

Dr. Gary Small’ın hayatı boyunca tecrübe ettiği en ilginç vakaları anlattığı bir kitap Bir Psikiyatristin Gizli Defteri. Bir tür anı anlayacağınız. Ama hasta doktor güvenirliğini ihlal etmemek için bazen adları, semtleri değiştirmiş. Ben daha çok Freud’un kitabı gibi beklemiştim, saçmalamışım. Sonuçta bir anı bu.

Genç bir psikiyatrist olarak Gary ile hayata atılıyoruz, o işinde uzmanlaştıkça odası, egosu, serveti, namı ve ailesi de onunla beraber büyüyor. Onun başından geçen en ilginç vakalar belki döneminde gerçekten öyleydi de ama bugün bir çok olayı az çok biliyoruz. Size adlarını yazıp hikayenin etkisini bozmak istemiyorum. Ama eminim içlerinden büyük bir kısmından haberdarsınızdır.


Yorumuma gelirsek…

Kitapta çeşitli bölümler var ve her bölümde farklı hikâyeler anlatılıyor. Bir anne oğul ilişkisini anlatırken yazar, aklımdan onlarca düşünce geçti. Ebeveynlerin yaptığı her hareketin çocuklarını ve onların çocuklarını etkileme kabiliyeti varken, aklı salim şekilde bir çocuğu gerçekten doğru yetiştirdiğinizden nasıl emin olursunuz? Olamıyorsunuz. Bu sorunlar o çocuğun tüm hayatını etkiliyor: yaptığı seçimleri, mesleğini, hatta kendi çocuğunu yetiştirme şeklini. O zaman hepimizde bir derece psikolojik sorunları var. O zaman hepimizin aile hekiminin yanında bir de psikoloğumuzun olması gerekiyor.

Yazar yaklaşık 30 yıllık bir dönemi kitapta anlatıyor ve insanların zamanla nasıl da Psikiyatriyi daha açık zihinlerle kabul ettiğine de tanık oluyoruz. Günümüzde hala psikoloğa gidenlere deli muamelesi yapılırken bunun 20 yıl öncesini az buçuk hayal edebilirsiniz. Üstelik Gary’nin anlattığı gibi diğer doktorlar bile Psikiyatriyi bir bilim olarak görmüyorlar bile. Gary’nin mesleğinin günlük hayatına nasıl etki ettiği de veriliyor aslında metinde. Yani işi iş yerinde bırakma gibi bir ihtimali yok.

Eğer yazarın egosunu görmezden gelirseniz oldukça akıcı ve yer yer eğlenceli bir kitap. Benim favori hikâyem Küçülen Penis. Eğer okuyanlar varsa neden komik bulduğumu büyük bir ihtimalle tahmin ediyorlardır. Bu türde başka kitap okumadığım için karşılaştırma olanağım yok ama okurken, özellikle başlarda Doktor’un da yanılabileceğini gördüğüm zamanlarda daha da çok sevdim. Bu yönden de aslında kitabın kendi içinde de bir tutarlılık var. İnsani duygular es geçilmemiş.

Kitabın çevirisi de hoşuma gitti. Bazı yerlerde Türkçe kelimeler parantez içinde verilmiş; daha çok kaynak metine sadık bir çeviri yapılmıştı. Ama yer yer türkçe deyimlerde kullanılmış. Terimler İngilizce olduğu için bazı kısaltmalar eğer İngilizce biliyorsanız size daha bağlantılı geliyor ama bilmiyorsanız da pek bir kayıp olmuyor.

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri‘ni beğendiyseniz size önerim şu: Kitap Yorumu: Beynimdeki Yangın – Susannah Cahalan


Yıldızlar 4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu yazıları da sevebilirsiniz