Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın – Junichiro Tanizaki

 

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın isimli eserin girişindeki özyaşama göre, Tanizaki modern Japon Edebiyatı’nın değerli isimlerinden biri. 1965 yılında vefat etmiş, Natsume Sōseki’den sonra önde gelen romancılardan birisi olarak tarif ediliyor.

Kitabı almamdaki en önemli nedenlerimden birisi Jaguar Kitap’ın yayımlamasıydı. Ara ara açıp, hangi kitapları yayımladıklarına bakmasam böyle önemli bir yazarla da tanışamayacaktım. Üstelik Can Yayınları da Tanizaki yayımlama konusunda Jaguar Kitap’la başa baş gidiyor. Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi çoktan alınacaklar listeme girdi.

Tanizaki, Doğu ve Batı’yı sentezleme biçimi, insanın karanlık doğasını ifade etmesiyle biliniyor. Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın‘laysa bir kedi üzerinden dört insanın içlerindeki sapkın yanlarının açığa vurulması ayrıntılarla anlatılıyor.

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın ve kaynana?..

Şozo, 30 yaşında, elinden doğru düzgün bir iş gelmeyen, hep birilerine bağımlı olarak yaşamış, uzun süre bir işte tutunamamış bir adam. İlk eşini terk edip annesinin aracılığıyla kuzeniyle evleniyor ve kitap, eski eşin Şozo’nun biricik, zarif mi zarif kedisi Lily’yi yalnızlığına deva olması için mektup aracılığıyla istemesiyle başlıyor.

İlk başta yeni gelin Fukuko onun oyununa gelmek istemiyor, bunun eşinin aklını çelmek için bir araç olduğundan şüpheleniyor, ancak kedi ile Şozo’nun ilişkisini irdeleyince, anormalliği fark edip kadının istediğini yapıyor. Kedi bu evden gidecek, ya o ya ben diyor. Bu konular dönerken Şozo’nun kediye resmen bir “kadın” gibi baktığı anlara tanık oluyoruz, kediye yemeğini “avlatarak” resmen işkence ettiğine… İnsanların sapın doğası böyle başlıyor. Fukuko’nun şiddete meyilli yanı, kaynananın içten pazarlıklı hareketleri, eski eş Şinako’nun da kediyi istemesinin ardında yatan nedenleri…

Kedisever bir insan olarak kitabı sevdim ama nedense kitapta bana hitap etmeyen bir yan da vardı. Belki Japon kültürünün ataerkil olarak verilip erkeğin en ezilen tip olması. İnsanların karanlık yanlarının gözler önüne serilmesi. Ya da en naif dediğimiz kişinin (Şozo) bile aslında ne yaptığının farkında olması. Masumiyet bulamadığım bir kitap, belki de ondandır pek sevemeyişim. Kedi Lily’ninse bu çatışma içinde mal gibi kullanılması (velayet savaşındaki bir yavrucak) en çok rahatsız edilen unsurlardan birisi oldu.

Tanizaki’yi özellikle bir daha okur muyum, emin değilim. Kitabını listemde tutacağım yine de. Bir gün belki… İçimi rahatsız eden birçok düşünce ve öneriyle kapattım kitabı. Ancak Japon edebiyatındaki “kedi” yerini çok seviyorum. En son Gezgin Kedinin Günlüğü‘ı okumuştum ve onunla benzer hislere kapılmıştım yer yer.

Kısa bir kitap olduğu için hoş vakit geçirebilirsiniz, tabii aile içi şiddet, “zalımlık” ve “kaynana” gibi unsurlardan çok etkilenmiyorsanız.

Siz Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın hakkında ne düşünüyorsunuz? Okuma fırsatı elde edebildiniz mi?

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir