Kurye ile Küba Füze Krizi

Kurye (The Courier) 2021’de yayımlanan ve ABD ile SSCB arasında geçen Küba Füze Krizi‘nde kilit rol oynayan iki insanı ele alan güzel bir casusluk filmi. Sherlock ve Doctor Strange olarak tanıdığımız Benedict Cumberbatch (Greville Wynne), Merab Ninidze (Oleg Penkovsky) ve Rachel Brosnahan‘ın başrollerini paylaştığı film gerçek bir hikâyeye dayanıyor. Kurye’nin yönetmenliğini Dominic Cooke üstlenirken senaryo yazarlığını ise Tom O’Connor yapmış.

Küba Füze Krizi, kısacası Soğuk Savaş’ın en önemli anlarından birisi. ABD Türkiye ve İtalya’ya, SSCB’nin ise Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayarak 1962’de iki gücü karşı karşıya getirmiş.

Ben ki bir “idiot sandwich’i olarak bu konudan tamamen habersizdim. Şayet filmin gerçek bir hikâyeden uyarlandığını bilmesem böyle bir konudan da gözümden kaçar giderdi.

Evet, Türkiye de azıcık karışmış Küba Füze Krizi’ne

SSCB Küba’yı seçerken ABD de Türkiye’yi ve İtalya’yı seçmiş, bu yüzden de biz de azıcık işin içine karışmışız. Hatta Kurye’de buna dair ufak bir gönderme bile var. Azıcık spoiler vererek sigara diyeyim.

Gelelim filme

Sıradan, İngiliz bir iş adamının SSCB’ye karşı casusluk yapan bir adama yardım ve yataklık etmesini anlatıyor Kurye. FBI yerine CIA ve MI6 var işin içinde. 1960’lı yıllarda geçiyor. Sıradan bir iş adamını ise Cumberbatch oynuyor.

Kurye konusu bakımından benim için epey ilgi çekici ve sürükleyici bir yapımdı. Gerçek bir öyküden uyarlanmış olması ise filme ayrı bir çarpıcılık katıyor. Hele ki filmde bir yemek sahnesi vardı, aman aman. Gerçek olduğunu düşünmek tüylerimi diken diken ediyor. Sıcacık evimde, bilgisayarım ve telefonuma sarılı otururken insanların bunları sahiden yaşadıklarını aklım almıyor. O yüzden de şu günlerde ayrı bir minnettarlık hissi bırakıyor. Sonuçta Wynne de sıradan bir iş adamıydı…

Ben Benedict Cumberbatch’i bu rollerde görmekten sıkıldım desem? (Bkz: The Imitation Game). Sanki hep aynı karakterleri farklı yüz kıllarıyla oynuyormuş gibi geliyor bana. Oyunculuğunun iyi olduğunu düşünürdüm ama artık emin değilim; kendisini, sanki tavrını ve duruşunu, tonlamasını (halbuki tiyatro geçmişi var) o kadar değiştiremiyor ki o farklılığı kilo vererek, saçını kestirerek falan kapatıyormuş gibi geliyor.

Belki de o da artık aynı rollerin kendisine gelmesinden sıkılmıştır ha, ne dersiniz? Belki de biz onu son zamanlarda çok görmüşüz ve ezberlemişizdir.

Bir dönem filmi olarak sahneleme açısından başarılı bulsam da sanki kamera farklı bir bakış açısı istiyormuş gibiydi. O hissi bende bırakamadı tamamen. Işık falandır belki (FluTV çok izliyorum, evet).

Ne var ki genel olarak şunu net biçimde söyleyebilirim: Bence bu film gayet güzel, izlenmeyi hak eden bir yapım. Eğer ilginizi çektiyse kesinlikle bakmalısınız.

Bir de şunu eklemek istiyorum. Bıktık bu soğuk savaştan. Hangi film şöyle bir övgü alsa içinden bir soğuk savaş çıkıyor. Yakın tarih için çok önemli bir olay bu ve Hollywood artık 2+2 yöntemini aşırı benimsemiş durumda. Bu yüzden ne kadar Soğuk Savaş’tan ve Kurye tarzı filmlerinden bıksak da çok fazlaca görmeye devam edeceğiz.

Bundan 20 30 yıl sonra da şimdinin bebeleri bıktık bu Covid19’dan der kesin.

Kurye filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir