Roman: It Ends With Us – Colleen Hoover

It Ends With Us - Colleen Hoover

It Ends With Us benim Hoover’dan okuduğum ilk kitap. Colleen Hoover uzun zamandır güncel kurmaca okur âlemini kasıp kavuran bir yazar. Ben de kitaplarını okumayı istiyordum ancak romans sevmediğim için pek elim gitmiyordu. Burak adlı sevdiğim arkadaşım kitabın Goodreads puanını görünce okumak istemiş ve ben de ona ortak çıktım. Goodreads’ta on binden fazla oy alıp da hâlâ 4,71 puanı tutturmak öyle her insanın harcı değil nitekim.

It Ends with Us (Bu, Bizimle Biter) Üzerine

Kitap hakkında tek kelime okumadan başladım. Bir yandan sonuca bağlanmayan romanlardan olacak diye korka korka ilerledim. İlk önce yirmi üç yaşında olduğunu, ardından küçükken annesini döven bir babanın kızı olduğunu ve gencecik bir yaşta evsiz birine âşık olduğunu öğrendim. Sonra da hayatına yeni bir çizgi çizecek yakışıklı bir doktorla tanışmasını ve kendi işini kurmasına tanık oldum. Kızımız Lily bana Pollyanna’yı anımsattı. Onda epey tatlı ve masum bir hava vardı.

Kitabı dram olarak etiketleyebiliriz ama bence epey de mizah içeriyor, yani hem güldüren hem ağlatan bir kitap. Sevgili doktorumuz Ryle da en az kızımız kadar sorunlu bir adam. Bir o kadar da iş hayatına odaklanmış biri. Ne var ki, ona pek ısınamadım. Bunun için de bir nedenimiz var ve adı Atlas.

Genel olarak baktığımızda aslında, kitabın amacı aşk değil. Bir annenin hem kendisi hem de evladı için nasıl bir hayat çizmesi gerektiği. Suiistimal suiistimali doğurur ve bu halkayı kırmak bizim elimizde. Bu kitabın en güzel yanı bence kadın dayanışması.
Aşkla, sevgiyle bezenmiş olabilir ama yazarın da kitabın verdiği mesaj çok açık bence. Birini sevmeniz illa da onun kurbanı olmanızı gerektirmiyor. Böyle şeyler irade ve güç gerektirir ama kendiniz ve evladınız için daha iyi bir gelecek kurmak biraz da sizin elinizde.

Elbette bu konu hemen akla Türkiye’yi getirdi. Ne kadarı gerçekten kadının elinde sorusunu. Her gün haberlerde gördüğümüz cinayetleri düşündüğümüzde, irade ne kadar etkili sizce?

Bu kitabı vermeye çalıştığı mesaj için çok sevdim ama aşk fasa fiso geldi. Bir kadının halkayı kırmak için çektikleri anlatılıyor. Genel olarak bakarsak birazcık yavan.

Öğretilmiş çaresizlik zinciri kırılabilir mi?

Çoğu kadın ailesini parasızlıktan, korkudan, öğretilmiş çaresizlikten (kocandır) bırakamıyor (Buna aile baskısı, toplum baskısı ve daha neler eklenebilir.) ve Lily’nin annesinin dediği bir söz var. Beş yıl çektim, beş yıl daha çeksem ne olur?

  • Hangi sevgi daha büyük?
  • Sadece sevgi yeterli mi?
  • Peki ya ölüm korkusu bu kadar basite indirgenebilir mi?

Ekonomik özgürlük de giriyor işin içine elbette… Öyle ucu açık ki bu konunun.

Kitabı burada biraz eksik buldum işte. Bu konuyu işleyip ölüm korkusunu, başka her şeyi yok saymak biraz garip. Yine de bu konuyu gündeme taşıyıp iyi işleyebildiği için yazar takdiri hak ediyor bence.

Aşağıda sizlerle paylaşmak için çevirdiğim bir It Ends With Us alıntısı bulabilirsiniz.

Hayatınız boyunca tanıştığınız tüm insanları bir düşünün. Ne kadar da çoklar… Bir dalga gibi geliyor, gelgit gibi usulca vurup çekiliyorlar. Büyük dalgalar diğerlerinden daha çok etki bırakıyor. Bazen de bu dalgalar denizin derinlerinden bir şeyler getiriyor ve onları kıyada bırakıyor. Gelgit çekildikten çok sonra bile dalgaların orada bulunduğunu kanıtlayan, kum tanelerinin üzerlerinde bıraktıkları izler bunlar. İşte Atlas bana, “Seni seviyorum,” derken bunu kastediyordu. O, benim karşılaşacağı en büyük dalga olduğumu bu biçimde söylüyordu. Ve yanımda o kadar çok şey getirmiştim ki gelgit çekildikten çok sonra bile izlerim daima orada olacaktı.

 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir