Fantastik Kitap Yorumları

İngiliz Klasiği: Hobbit – J.R.R Tolkien

Hobbit, herkesin bir şekilde duyduğu, okumak istediği kitaplardan. Bu durum özellikle yakın zamanda üç filme uyarlanmasından dolayı da arttı. Tabii bu efsane olmuş kitabı şimdi okumamı filme bağlayamam, zaten üç film olması yüzünden o dönem epey seriden soğumuştum.

İthaki Yayınları’nın geçen yıl yayımladığı ufak ve ciltli baskıdan kitabı severek okudum. Hatta kot montumun iç cebine girdiği için ayrı bir zevkle yanımda taşıdım.

Fırsat buldukça da insanların gözlerine sokarak kitabın tatlılığını övdüm. Yıllar önce İngilizce kopyasını okumaya başlayıp bitiremediğim için bu baskı kitabı bitirmek için harika bir fırsat oldu.

Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı.

Hadi biraz Hobbit konuşalım.

Kitap, kendi halinde, ufak, kıllı ayaklı, günde elli kere yemek yiyip purosunu tüttüren sevimli bir hobbitin, Gandalf adlı bir büyücünün iteklemesiyle hazine, ejderha ve bir avuç cüce ile çıktığı bir serüveni anlatıyor.

J.R.R’ın normalde çocuklarına bir masal olarak kurgulamaya başladığı bu hikâye, gayet sert anlar içermesinin yanı sıra biraz da ürkütücü. Ancak içine eğlenceli sohbetler, şarkılar da eklenmiş ve Tolkien’in arada baş gösteren anlatıcı sesi, olaylara hem bir sevimlilik hem de gizem katmış.
Hobbit çok uzun bir süreyi içeren bir kitap. En azından karakterler için. Şahsi fikrim tüm karakterin büyümesine tanık olmadığımız ancak Bilbo’nun kendisini keşfetmesini okuduğumuz yönünde.

Onunla beraber onun dünyasını da tanıyor, muazzam bir serüven yaşıyoruz. Sahiden de ne kadar bilge ve tokgözlü olduğunu görüyoruz. Ve barış yanlısı olduğunu ki bu şaşırmıyor. Neşeli, kendi halinde, keyfine düşkün bir ırktan geliyor sonuçta.

Kitapta ayrıca yıllar yılı aklımda olan bir soruya da yanıt buldum. İşte bu yüzden kitaplar, uyarlama filmlerden her zaman daha iyi. Hep cücelere karşı bir haksızlık yapıldığını, en azından üzerlerine fazla gidildiğini düşünüyordum. Cücelerin üstüne basa basa açgözlü tarif edilmesini anlamamıştım. Bana göre kaba saba ama güçlü savaşçılardı. Çıkan tartışmalarda ise herkes kendisine göre haklıydı. Ancak Hobbit‘i bitirip karakterlere ve dünyaya derin bir bakış atınca, bu söylenenin doğru olduğunu gördüm. Özellikle kitabın sonu bu konuyu benim için epey açıklayıcı hale getirdi.

Bilbo Baggins’in serüveni beni sahiden çok eğlendirdi. Hatta içimdeki fantazya hayvanını bir süreliğine bastırdı. Çok fazla olayı insanı sıkmadan anlattığı için bu muhtemelen. Ufak baskıda 425 olan sayfalara neler neler sığdırmış Tolkien. Bu da aslında kitaba karşı duyulacak hayranlıklar biri. Neden bu kadar çok sevildiğine şaşmamak gerek.

Not: Kitabın cinsiyetçi ve ırkçı olan taraflarına girmeyi pek düşünmüyorum. Bunu uzmanlara bırakmak gerek, gerekli incelemeleri, tezleri internetteki kaynaklardan bulabilirsiniz.

Yüzüklerin Efendisi Serisi

  • Hobbit (Bu kitap üçlemeye tam olarak dâhil edilmez ancak giriş niteliğindedir.)
  1. Yüzük Kardeşliği
  2. İki Kule
  3. Kralın Dönüşü

Dileyenler bunları da okuyabilir:

  • Silmarillion
  • Bitmemiş Öyküler
  • Húrin’in Çocukları
  • Beren ile Lúthien
  • Gondolin’in Düşüşü

Orta Dünya Tarihi

J.R.R Tolkien’in notları incelenerek Christopher Tolkien tarafından hazırlanan seri.

  1. Kayıp Öyküler Kitabı 1
  2. Kayıp Öyküler Kitabı 2
  3. The Lays of Beleriand
  4. The Shaping of Middle-earth
  5. The Lost Road and Other Writings
  6. The Return of the Shadow
  7. The Treason of Isengard
  8. The War of the Ring
  9. Sauron Defeated
  10. Morgoth’s Ring
  11. The War of the Jewels
  12. The Peoples of Middle-earth

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir